Ekonomi ve Gençlik

Read Time:1 Minute, 40 Second

Bir devletin refahının en büyük etkeni, ekonomidir.
Türkiye ekonomisi liberal politikalar uyguladığı zamanlardan itibaren dış güçlere bağımlı halde ve kriz eşiğindedir. Kriz ise bir karmaşadır. Bu karmaşayı yönetebilmesi için demokratik yöntemlerle seçilen başkanının menfaatine iyimser bakış açımızla görevine emanet ederiz.

 

Günümüz ekonomisi savaş ve salgın durumlarından epey etkilendiğinden, bunun yanı sıra geçmişte yaşanılan – ekonomik ve siyasi yapıdaki istikrarsızlık, kendi bankalarının üzerinden borçlanmaya başlama, yüksek reel faiz oranları, dış etmenler, iç politika dengesizliği vs.(1990)- kriz süreçlerinin Türkiye üzerinde hala karakterize etkiler bırakması Türkiye’nin politikasındaki yanlışlığı pekiştirmiş olup, devam edilen farklı istikrar programlarının da işe yaramadığını aksine daha da olumsuz etkilediğini görmekteyiz.
Göz önüne alınması gereken bir durum da -bu kriz anının oluşumunun bilerek yada bilinmeyerek- şudur; kriz anında bazıları çok kaybeder, bazıları çok kazanır. Bizlere kanıtlanmış ve kanıtlamakta olan bu olumsuzlukların neticesi ( yolsuzluk, ithaalatın artışı, üretimde azalma, dışa bağımlılık, sanayide düşük teknoloji, tarım alanlarını yok etmek, iç politikalarda anlaşmazlık vs.) Türkiye ekonomisinde yanlış politikalar izlendiğidir.

Olumsuzlukları ortadan kaldırmaya başlamanın yolu, yarının Türkiyesini, yani çocuk ve gençlerimizi doğru sistem ile düşüncelerini özgür kılmak ve gelişmelerine izin vermektir.
Gençlerimizi gerçek yetenek ve becerilerini önemsemeden, onların ilerde oluşacağı bireyin inşaası kuvvetli olmadan, onların sıkıntı ve problemlerini dinlemeden bir yere varamayız.
Gençlik, eğitim sisteminin getirdiği dengesiz düzen, salgında izlediği programın karmaşası, sistemdeki ani değişimler ile kafaları sürekli karışmakta olmasının ziyadesinde, aldığı veya alacağı eğitimin, eğitimini aldıktan sonraki yaşamına hiçbir artısı olmadığına da dramatik bir şekilde şahit oluyor.

 

Eşit eğitim almadığı sistemdeki rakipleriyle aynı maratonda koşmaya anaokulunda başlayan öğrenci, bütün hayatını buna harcasa da maalesef kazanan zor şartlardakiler olmuyor.
Türkiye ekonomisi ve siyasi politikaların tümü sadakatle yaptıkları işlerini de bizlere alıştırmış vaziyetteler. Gençlerin gelecek kaygısının en büyük etmeni de budur. İş bulabilmen için yeteneğinin, uzmanlığın, alanın için çürüttüğün senelerinin önemini yitirdiğini gördüler.
Kendi uzmanlığı olmadığı halde yerleştirilen insanlara bile şahit oldular.
Yatırımı olmayan , girişim için fırsat verilmeyen liyakatin yerini sadakat alan bir yapıda, çalınan onca şeye bir de gençliğin gençlikleri eklendi.

Gençlik, geleceğin başrolüdür. Başarı öykümüzdür. Gençlerimizi yalnız ve umutsuz bırakmak bir devletin intahar notuna imzasıdır.

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Previous post Güzelliğe Renk Katan Kadın; Gül Eğriboz ile Çok Özel Röportaj
Next post Oyuncu Gülay Kılıç ile keyifli Bir Söyleşi