Sevgi ve farkındalık ile…

Read Time:1 Minute, 38 Second

  Hayatta bizim için ilk ilişki, anne ve babamızla kurduğumuz ilişkidir ve sonra hayatımız boyunca bu ilişkiye benzer ilişkiler yaşamaya, ya da hayatımıza çekmeye devam ederiz.

       Neden? Çünkü bilinçaltımız biz yaklaşık 6 yaşına kadar bir kayıt cihazı gibidir.Tertemiz boş belleğe sahip bir kayıt cihazı. ‘’Kayıt’’ tuşuna basıyorsunuz ve tek tek tüm hisleri kayıt altına alıyorsunuz.

Öfke, ,suçluluk duygusu, değersizlik duygusu, kıskançlık…. Sahip olduğumuz her türlü duygu…

Ve bir yandan ailede babanın anneye ve evin diğer fertlerine nasıl davrandığını, annenin babaya tutumunu…Hepsini…Görür ve kaydederiz.Böylelikle kadın-erkek ilişkisini oluştururuz bilinçaltımızda.

Eğer bir erkek olarak dünyaya gelmişsek idolümüz baba, ilk aşık olduğumuz kadın ise annemizdir.

Kız çocuğu için de tam tersi durum geçerlidir.

Eğer anne bizi o yaşlarda aşırı yargılıyorsa erkek çocuk için artık kadın figürü ‘’aşırı yargılayan’’dır.Eğer kız çocuğun babası ona şiddet uyguluyorsa, erkek figürü onun için ‘’şiddet gösteren’’dir. Hayatında ilk erkek figürü gözünde bu şekilde oluşmuştur ve artık bu onun gerçeğidir.

      Kişinin bilinçaltı, 5-6 yaşından sonra, artık bu kayıdın ‘’oynat’’ butonuna basar ve tüm hikayeyi baştan oynatmaya devam eder.

Muhtemelen bilinçaltı, kişi karşı cinsi nasıl nitelendirdiyse kafasında , ileride kişinin hayatına buna benzer karakter özelliklerine sahip türden bir kişi çekmesini sağlayacaktır ki, böylece kişi ‘’yuva’’sında yaşadığı atmosferi devam ettirebilsin.Çünkü bilinçaltı için yuva güvenlidir, onu hayatta tutmuştur, o halde hayatta kalmaya devam edebilmek için tekrar o şartların yaratılması gereklidir.

İşte o yüzdendir ki, hayatımıza yuvamızda her ne yaşandıysa benzeri hisleri bize yaşatacak kişileri çeker dururuz. Adına da ‘’kader’’ deriz.

‘’Hayatıma hep beni aşırı yargılayan kadınları çekiyorum’’ der ilk örnekteki adam.

‘’Bak şu işe, babam da beni dövüyordu kocam da beni dövüyor’’ der ilk örnekteki kadın.

      Bu kaderin bir cilvesi değildir. Bu bilinçaltımızın bizi hayatta tutabilme çabasıdır. Ta ki biz bu döngüyü farkedip, bilinçaltımıza bizi  güvende tutabilmek için aynı kaydı oynamasına gerek kalmadığını, bizim artık güvende olduğumuzu söylememiz ve hatırlatmamız gerekir ki ; biz hikayemizi anne-babamızdan özgür, kendimiz yazabilelim.

Kendimizin ve bütünün en yüksek hayrına olacak şekilde…

Sevgi ve farkındalıkla…

Seda Arslanoğlu

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Previous post Ses Sanatçısı Didem Eren ile Keyifli Bir Söyleşi
Next post Turgutlu Belediyesinin kadın basketbolcuları grup maçlarını namağlup tamamladı