TÜRKİYE EKONOMİSİ

Read Time:2 Minute, 16 Second

Ülkemizde uzun süredir tartışma konusu olan bir konu; kimileri için ülke ekonomisi uçuyor, kimileri için ise yerle yeksan battı batacak. Bu düşünceleri bir kenara bırakıp günümüz Türkiye ekonomisini ele alalım ve durumu oturup düşünelim. Türkiye ekonomisini 3 ana sektörde inceleyecek olursak:

Tarım sektörü; ülkemiz hiçbir zaman bir teknoloji, sanayi, ağır sanayi ülkesi olmamıştır. 1923’den beri hatta daha eskiye gidersek Osmanlı imparatorluğundan bile öncesinde türk toplumunun başlangıcı itibari ile yegane geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olmuştur. Şimdi gelelim güzel ülkemde neler oluyor da Hollanda’dan daha geniş tarım havzası olan Konya, Hollanda’dan daha az tarım geliri elde ediyor ona bakalım.
Ülkemizde 2006 yılında “tohumculuk” kanunu ile yerli tohum yasaklanmıştır. Bu durum bizi yabancı ülkelerin tohumlarını kullanmaya mecbur bırakıyor bu da maliyet açısından hele ki dolar fiyat endeksinin bu kadar yüksek olduğu bir dönemde gelirin azalmasına, giderlerin artmasına sebebiyet veriyor. Tek sebep tabi ki bu değil. Birçok sebep var petrolun pahalı olması, tarım ilaçlarının pahalılığı ve birçok tarım aracının herkesçe elde edilememesi… Hala bazı köy ve kasabalarda orak, tırmık gibi eski aletler kullanılıyor. Ülkemizde üretilen birçok ürün gerektiği değeri görmediği için pazara çıkmadan tarlalarda çöp oluyor. Ürünlerimizin kaliteside tartışmaya açık tabiki. Bundan 2-3 yıl önce Rusya’ya gönderdiğimiz narenciyeleri Rusya sınır kapasınından sokmamıştı ve ülkeye geri gelmişti. O ürünleri biz tüketmiştik- Onların elinin tersiyle ittiğini biz yedik-. Ama ülkemiz de bir şeyler görmüş ki Hollandanın yaptığı gibi Afrika’nın belli ülkelerinden toprak kiralayarak ülkemizde üretilmeyen tarım ürünleri üreticekmişiz.

Turizm; Ülkemiz dört mevsimi yaşayan, muhteşem coğrafyaya sahiptir. Tatil yerleri, müzeleri, mimarisi…ile tam bir cennet. Trajikomiktir ki bu güzellikler bize değil tabi turistlere. Burda yaptığım araştırma ile ülkemizde 3 ve daha fazla otel sahibi olan şirketlerin %35’i yabancı kaynaklı. Bu şu demek oluyor; turist kendi ülkesinden dövizi getirip farklı ülkenın vatandaşına para kazandırıp gidiyor. Bu da ülkemizin döviz kaybına neden oluyor. En çok otel sahibi listesinin başını yabancı şirketler alıyor. İlk 3 oteli ele aldığımızda toplamında 157 otel ve 34,992 yatak kapasitesi demek oluyor ki bu da ciddi bir rakam.

Doğal kaynaklar(yeraltı); Ülkemiz olağanüstü güzellikleri ile tanınsada yeraltı kaynakları ile de dünyada söz sahibi olabilir. Bunlar nelerdir diye sorulunca akla ilk gelenler; altın, bor, su… Dünya bor rezervinin %78’i bizim elimizde. Ne mi yapıyoruz, sadece çamaşır deterjanı. Bor demişken, Türkiye yılda 500 milyon dolar bordan gelir elde ediyor ama boru sattığımız 4 şirket tam tamına 6 milyar dolar kazanıyor. 12 katı para kazanıyorlar. Altın madenlerimizi genelde yabancılar topraklarımızı kiralayarak altını gün yüzüne çıkartıp kendileri işleyip ülkemize satıyor.
Bir de ülkemizde herkes bal kaymak ile yaşamak yerine asgari ücrete mahkum %46’lık önemli kesime değinelim. Bu saydığım sektörlerdeki kabaca üstünlükler, devlet elinde veya bir Türk iş adamında olsaydı ne bukadar yüksek kur olurdu ne de bu kadar yoksul vatandaş kitlesi olurdu. Velhasıl kelam, ekonomimiz iyi ama milli değil!

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
0 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Previous post Milletvekili Atila Serter’in Acı Günü…
Next post Paralimpik Avrupa Yüzme Şampiyonası’nda Sümeyye Boyacı gümüş, Sevilay Öztürk bronz madalya kazandı