Buseden.. Güne nasıl ‘Pozitif’ başlarız?

Read Time:2 Minute, 15 Second

Öncelikle bu benim ilk köşe yazım olduğu için heyecanla yazıyorum. Siz değerli okurlarıma ‘Papatyalarım’ demek istiyorum; Narin ruhlu aynı zamanda zeyna kadar savaşçı, güçlü kadınların köşesine hoş geldiniz..

Hep merak etmişimdir pozitif insanlar nasıl bu kadar pozitif kalabiliyorlar diye. Bir gün ortamın neşesi olan bir arkadaşıma sordum ‘’yahu nasıl bu kadar pozitif kalabiliyorsun?’’ diye. Bana -asla mutsuz uyumadığını , iyi hissetmediğinde ise kendini mutlu eden bir şarkı dinlediğini, mutluluğu bazen sevdiği bir tatlıda bazen de hoş sohbet bir arkadaş buluşmasında bulduğunu söylemişti.

Hayret ederek denemeye karar verdim. O gün bugündür günlük yaşantımda ne kadar olumsuzluk varsa uykuya geçmeden önce bir kenara bırakarak, bana bahşedilen sadece ‘bir hayatım’ olduğu için gereksiz sorun denizinde boğulmak yerine kolluklarımı takıp yoluma devam etmeyi tercih ediyorum. Bazen yüzmeyi bilmek yetmiyor maalesef hayat böyledir zaten sevgili papatyam. Yaşımız kaç olursa olsun evren bize o sınırsız olasılıkları ile her gün yeni birşeyler öğretir.

Bir gün eve öyle mutsuz geldim ki hiç ummadığım bir anda büyük bir hayal kırıklığı ile burun buruna gelmiştim; işten ayrılmıştım ve aynı zamanda çok değer verdiğim birini uğurlamıştım hayatımdan. Tam o anda  ortamın neşesi olan o arkadaşımın söyledikleri geldi aklıma; Bir kahve yaptım ,bir paket çikolata açtım ve en sevdiğim grubun şarkısını son ses açıp yerken bağıra bağıra şarkı söyledim ( alt komşumdan buradan özür diliyorum ) bu beni o kadar iyi hissettirmişti ki. Hayat denilen engebeli yolda demek ki bazen dizlerimin kanayacağını ama yara bandının ‘kendi içimde’ olduğunu fark ettim. Bunu fark ettiğim günden bu yana hayatımda bir çok şey değişti diyebilirim.

Sen değiş dünyan değişsin.

Evrenin bize sunduğu sonsuz olasılıkları hisset, negatifleri bir kenara at ve kendini hayatın akışına bırak..

Hayat artık uyuyup uyanmaktan günlük işlerini yapıp tekrar uyumaktan ibaret değildi. Aslında bakarsanız yaşadığım olumsuzluklardan beslenmiştim ve küllerinden yeniden doğmak denilen kavramın ta kendisini yaşadım.

Mutluluğu kendi içimde buldum. Yorulduğumda kendi köşemde dinlenmeye karar verdim.

İnsan tek başına bir şeyler yaptığında keyif almayı bilmeli; Tek başına dışarıya çık, kahve iç, sinemaya git, müzik dinle.. Ama kesinlikle bunu hayatının asıl amacının önüne geçmesine izin verme.

Prof. Dr. Kadir özer in 2015 de yazdığı bir yazıda diyor ki ;

‘’Unutmayın ki, bağımsız davranmakla, bağımlı davranmayı bir dengede tutabilmek zahmetli olmasına rağmen gelişiminiz için son derece önemli olacaktır. İnsanlarla dolu bir çevre içinde bir Robinson Krüzo olmak ne doğaldır ne de uyumlu.

Kendi kendinize yetmediğiniz durumlarda, kendinizi batırmamanız dileklerimizle…’’

Robinson cruz da olmaya gerek yok aslında konu sadece ‘denge’. Her şey dozunda olmalı. Eee ne demişler; ‘her şeyin fazlası da zarardır’.

Sadece 1 hayatınız var ve kendinize ‘seni seviyorum’ demeyi unutmayın.

Sevdiklerinize kocaman sarılın hala vakit varken, çok geç olmadan..

Kocaman gülümseyin. Gülün ki dünyanız size gülümsesin..

Haftaya görüşmek üzere sevgili papatyam. Gülümsemeyi ve olumlu olasıkları düşünmeyi ihmal etme. Birde eğer seviyorsan benim için 1 bardak kahve iç çikolata eşliğinde ..

Happy
Happy
0 %
Sad
Sad
0 %
Excited
Excited
100 %
Sleepy
Sleepy
0 %
Angry
Angry
0 %
Surprise
Surprise
0 %

Average Rating

5 Star
0%
4 Star
0%
3 Star
0%
2 Star
0%
1 Star
0%

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Previous post Edebiyatla Okuyucularına “SERENAT” Yaptı
Next post Buse Bozan Yazdı… Motivasyon